201604.14
0

Erişimin Engellenmesi Talebi ve Süreci

Günümüzde gerek teknolojinin gelişmesi gerekse internet ile birlikte sosyal/sanal ortamların hayatımızın bu denli derinine yerleşmesi ile lugatımıza bazı yeni kavramlar eklendi. Bunlardan biri “içerik sağlayıcı”. İçerik sağlayıcı, radyo-televizyon yayını ya da internet gibi bir iletişim yolu aracılığıyla, ses, görüntü, bilgisayar yazılımı veya oyun gibi çoklu ortam içeriklerini sağlayan ileticidir. Özetlemek gerekirse; internet sayfalarında okunmak, izlenmek amacıyla bilgilendirici, eğitici ya da eğlendirici çeşitli çalışmalar hazırlayan kişi ya da kuruluşlardır. Yer sağlayıcı, İnternete açık hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan/işleten gerçek veya tüzel kişilerdir. Bunlar ise web sitelerin sunucularını barındıran serverların bulunduğu “hosting” adı ile anılan firmalardır. Erişim sağlayıcı ise kurduğu kablolu/kablosuz sistemler, dial-up, ADSL, ethernet vb. teknolojilerle internete erişim olanağı sağlayan gerçek veya tüzel kişilerdir. Kısaca evimize, ofisimize interneti bağlattığımız, bu hizmet karşılığında fatura ödediğimiz kuruluşlardır.

İçerik sağlayıcılar sunucuların barındırılması için genellikle yer sağlayıcı olarak adlandırılan hosting firmalarından yardım almaktadırlar. Web sitelerin bizim bilemediğimiz büyüklük ve derinlikte alt yapıları bulunmaktadır ve web sitesi üzerinde yaptığımız küçücük işlemler hatta bir tuşa basmak dahi, sisteme binlerce komut göndermektedir. Bu da içerik sağlayıcıların büyük hatta bazen çok çok büyük serverlarının bulunması gerektiğini işaret eder. İçerik sağlayıcılar, yer sağlayıcılardan bu hizmet için yardım aldığı gibi dünyaca ünlü bazı arama motoru ve sosyal paylaşım devleri gerek bilgilerin çok özel olması gerekse çok büyük serverlara sahip olmaları gerektiğinden yer sağlayıcılığı hizmetini de kendi bünyelerinde gerçekleştirmektedirler. Ancak ülkemizde yer sağlayıcılığı hizmetini ticari olarak yapmasa bile web sitelerini kendi sunucularında barındıran gerçek veya tüzel kişilerin, Yönetmelik gereği Yer Sağlayıcılığı Faaliyet Belgesi almaları gerekmektedir. Bunun da elbette bazı başvuru koşulları bulunmaktadır.
Peki hayatımıza giren bu kavramları nerede ve neden kullanıyoruz?

Sosyal paylaşım siteleri, online alışveriş siteleri, kariyer siteleri, akıllı telefonlar, 4,5G derken hayatımızın çok büyük bir bölümünü internette geçirir olduk. Y kuşağı tamamıyla sanal dünyanın içinde iken, X kuşağı dahi son zamanlarda yeni yeni keşifler ile başını bu platformdan kaldıramaz oldu. Evet, faydaları anlatmakla bitmez hayatımızı ne kadar kolaylaştırdığı ortada. Ancak pek çok açıdan da olduğu gibi, ne yazık ki hukuki açıdan da bazı sorunlar doğurmakta. Bu gibi ortamlarda gerek kişilik hakları gerek telif hakları çok daha kolay ihlal edilebilir hale geldi. Kendi çektiğimiz bir fotoğraf, kendi yazdığımız veya oluşturduğumuz bir eser çok hızlı bir şekilde çeşitli kitlelere, milyonlarca insana ulaşabiliyor ve ulaştığı kişiler ise eseri pekala kullanabiliyor. Bunun takibi ise neredeyse imkansız. Yine sosyal ortamda tanınmayacağını düşünerek veya bunu dahi önemsemeyerek pek çok kullanıcı kişilik haklarımızı ihlal ediyor. Profilimizde bizi rahatsız etmeye ya da haksızca kişilik haklarımızın dokunulmazlığını ihlal etmeye çalışıyor.
Evet, her geçen gün hayatımıza yenilikler, farklı teknolojiler giriyor kesinlikle böyle de olmalı. Ancak elbette bunun beraberinde getirdiği olumsuzluklara, hukuksuzluklara da aynı hızda çözümler üretebilmeliyiz. Elbette değişen teknoloji ile hukukumuza da pek çok yenilik getirilmekte. Bunlardan en önemlisi ise 23.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun olup daha sonra üzerinde çeşitli değişiklikler de yapılarak günümüz gelişimlerine uyarlanmıştır. Bu anlamda bir kişilik hakkı ya da telif hakkı ihlalinde izlememiz gereken bazı yollar mevcut ve bu konuda haritamız da 5651 Sayılı Kanundur. Söz konusu kanunun 9/1 Maddesi uyarınca; İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan Sulh Ceza Hakimi’ne başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini de isteyebilir. İlk seçenekte bahsi geçen uyarı yöntemi ile ilgili olarak 5651 Sayılı Kanun uyarınca talepler, en geç 24 saat içinde cevaplandırılır. Diğer seçenek olan Sulh Ceza Hakimliği’ne başvuruda ise duruşma yapılmaksızın talepler, en geç 24 saat içinde karara bağlanır. Burada önemli bir husus, Sulh Ceza Hakimliği’ne başvuruda yetki sorunun bir boşluk yaratmasıdır. Uzun zamandır yetki sorunu ile karşılaşmaksızın erişimin engellenmesi ve içerik kaldırma ile ilgili her Sulh Ceza Hakimliği’nde talepte bulunulabilirken son zamanlarda Yargıtay’ın verdiği bazı kararlar içerik sağlayıcısının merkezinin bulunduğu yer Sulh Ceza Hakimliği’nin yetkili olacağı yöndedir.
Hakimliğe yapılan talebin devamında Hakim, bu madde kapsamında vereceği erişimin engellenmesi kararını yalnızca kişilik hakkı veya telif hakkı ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu olmadıkça internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar verilemez. Ancak Hakim, URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi halinde, gerekçesini de belirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişimin engellenmesine de karar verebilir.

Hakimin bu madde kapsamında verdiği erişimin engellenmesi kararları doğrudan Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne gönderilir. Birlik tarafından erişim sağlayıcıya gönderilen içeriğe erişimin engellenmesi kararlarının gereği en geç 4 saat içinde yerine getirilir. Burada bir diğer önemli husus ise; dava dilekçesinde talep konusu içerik veya Hakimin verdiği erişimin engellenmesi kararı konusu içerik, kararın yazılması aşamasında yanlış yazılabiliyor olmasıdır. Şöyle ki talep konusu içerik www ile başlayıp çoğu zaman “ghsjkjdkfjk/sj_jsk” gibi uzantılar içerebilir. Söz konusu içerikler dava dilekçesi ile birlikte USB bellek içerisinde Hakimliğe teslim edilirse sorun ortadan kalkacaktır. Ancak diğer ihtimallerde URL bulunan tüm uzantılar Sulh Ceza Hakimliği kalemince tek tek yazılmakta ve haliyle kimi zaman gözden kaçan karakterler olabilmektedir. Bu durumda ise söz konusu içerik ile ilgili erişimin engellenmesi kararı almış olmanıza rağmen aslında hiç olmayan bir URL nin erişime engellenmesini sağlamış olursunuz. Bu uygulamada ne yazık ki sıkça karşılaştığımız bir sorun. Eğer erişimin engellenmesi kararı aldığınıza eminseniz ve en fazla 2 iş günü içinde Erişim Sağlayıcıları Birliği tarafından hala engelleme işlemi yapılmamış gibi görünüyorsa URL içeriğini kontrol etmekte yarar var. En fazla 2 iş günü diyorum ancak 5651 Sayılı Kanunda yukarıda da bahsettiğim üzere 4 saat içinde engelleme işlemi gerçekleştirilir demek suretiyle bir sınırlama getirilmiştir. Uygulamada ise kararın Erişim Sağlayıcıları Birliğine fakslanması, Birlikte de çoğu zaman çokça kararın bekliyor olması sebebiyle bir miktar gecikme söz konusu olabilmektedir. Ancak bu süre genel olarak 2 iş gününü geçmiyor.

Son olarak 5651 Sayılı Kanun madde 9/10 uyarınca “Sulh Ceza Hakimi’nin kararını bu maddede belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi, beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” Uygulamada söz konusu erişimin engellenmesi kararlarının yerine getirilmemesi gibi bir durumla bugüne kadar karşılaşmamakla beraber, böyle bir durumun önlenmesi açısından da kanun koyucu bir takım yaptırımlar öngörmüştür.